Datça

Antik çağda Stadia olarak bilinen Datça Yarımadası 1928 yılına kadar Reşadiye Yarımadası olarak adlandırılmıştır. Akdeniz ve Ege Deniz’inin kesişme noktasında yer alan Datça Gökova ve Hisarönü körfezlerini birbirinden ayırır. Coğrafi olarak Datça Yarımadası sık ormanlarla kaplı yaklaşık 70 kilometre boyunca uzanan bir sarp bir dağ sırasıdır. Zorlu coğrafyası kara yolu ile ulaşımı zorlaştırmakla beraber Datça’nın çevresindeki diğer tatil beldelerine göre çok daha iyi korunmasının da sebebi olmuştur.

Datça Tarihi

Karya UygarlığıDatça yarımadasındaki buluntular milattan önce 2000 yılında yarımadada insan yerleşimi bulunduğunu göstermektedir. Tanımlanabilen ilk kültür Karyalılar’a aittir. Anadolu’nun yerli kültürü Karyalılar’dan sonra Trakya’dan göç eden Dorlar ile bölgeye Yunan uygarlığını taşımışlardır. Dorlar bugünkü Datça merkezinin 1,5 km kuzeydoğusundaki Burgaz mevkisinde Knidos şehrini kurmuşlardır. Zenginleşen Knidos Dor uygarlığının merkezi haline gelmiştir.

Zenginleşen Knidos ticari ve askeri nedenler ile MÖ 4. Yüzyılda, bugün de kalıntılarının ziyaret edilebileceği, Datça Yarımadasının uç noktasındaki Tekir burnuna taşınmıştır. Eski Knidos ise varlığını devam ettirmiş ve Stadia adıyla anılmaya başlamıştır, sonrasında ise bu adı yarımadaya vererek bölgenin Stadia Yarımadası olarak anılmasını sağlamıştır. Strabon yeni şehrin kıyı ve karşısındaki ada üzerine kurulduğunu daha sonra aradaki boşluğun doldurularak iki ayrı liman oluşturulduğunu ifade etmektedir. Güneydeki büyük liman ticari amaçlar ile kullanılırken kuzeydeki küçük liman askeri amaçlar ile kullanılmıştır.

Knidos AfroditiBu dönemde Knidos ticaret merkezi olduğu kadar kültür, sanat, sağlık ve dini bir merkez konumuna da gelmiştir. Döneminin en önemli heykeltıraşlarından Atinalı Praxiteles’in yaptığı tapınaktaki Knidos Afroditi döneminin en önemli heykellerinden birisi olup tarihteki ilk çıplak kadın heykelidir ve çağının en güzel heykeli olarak bilinmiştir. Dönem sikkeleri üzerinde de tasvir edilen heykelin daha sonra onlarca sanatçı tarafından kopyalanmıştır. Bugün sadece kaidesi duran heykel İyon kentlerinin de katılımları ile düzenlenen festivallerin merkezinde yer almıştır.

MÖ 546 yılında Lidya saldırılarına karşı yarımadayı ana karadan koparma çalışmalarına başlanmış, bugünkü Balıkaşıran mevkisindeki en dar noktadan kazılarak yarımada adaya çevrilmek istenmiştir. Fakat kazıldıkça kayalarla karşılaşılması, işçilerin sürekli yaralanması ve hastalanmasından sonra şehrin yöneticileri kahinlere danışmışlardır. Kahinlerin “Tanrılar Stadia’nın yarımada olmasını isteselerdi yaparlardı, bunu değiştirmeye çalışmak tanrıların lanetini getirir” demesi üzerine bundan vazgeçilmiş hemen sonrasında ise şehir Lidyalılar ile beraber Pers egemenliğine girmiştir.

Perslerden sonra Büyük İskender’e boyun eğen Knidoslular, Seleukos Krallığı ile Roma İmparatorluğu arasındaki savaşta Roma tarafında yer almış, Bergama Krallığına katılmışlardır. Bizans döneminde iyce silikleşen kent depremler, korsan saldırıları gibi nedenlerle gittikçe güçsüzleşip MS. 7. Yüzyılda tamamen terkedilmiştir. Yarımadadaki insan nüfusu ise binlere inmiştir.

13. Yüzyılda Menteşe Beyliği ile Türk egemenliğine giren yarımada 15. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmış ve Datça adını almıştır. Osmanlının son padişahlarından olan Sultan Reşat döneminde Reşadiye adını alan yarımada, cumhuriyetle beraber tekrar Datça adını almıştır. 1928 yılında ilçe olan Datça’nın merkezi Reşadiye Mahallesi iken 1947 yılında ilçe merkezi İskele Mahallesi’ne taşınmıştır.

Datça’nın Doğası

Mesudiye Koyu DatçaDatça Yarımadası Akdeniz ve Ege Denizinin kesişim noktasında yer almaktadır. Yarım ada en dar yerinde 600 metre genişlikteyken en geniş noktasında 20 kilometre genişliğe ulaşmaktadır. Kuzeyinde Gökova Körfezi güneyinde Hisarönü Körfezi bulunan Datça Yarımadası idari olarak Muğla iline bağlıdır ve doğusunda Marmaris ilçesine komşudur.

Doğuda Bencik limanından başlayıp Tekir burnuna kadar 70 km boyunca devam eden yarımada kıyıdan aniden yükselen ve ortalama olarak 500 metre yükseklikte tepelerle kaplıdır. En yüksek noktası olan Bozdağ tepesi ise 1140 metre yüksekliktedir. Bu dağların etekleri ormanlarla kaplıdır bu ormanlar koylarda ve burunlarda denizle buluşur.

Tepeler ve yoğun orman örtüsü nedeniyle adeta gökyüzüne doğru ilerleyen dolambaçlı yollar Datça’ya ulaşımı daima zorlu kılmıştır. Kimilerine göre dünyanın en güzel yollarından birisi iken kimilerine göre girmesi akıl karı olmayan bu yolların zorluğu Datça’nın çevresindeki tatil beldelerine kıyasla uzun süre boyunca bakir kalmasını sağlamıştır.

Datça Yel DeğirmenleriYine coğrafyasının bir sonucu olarak asla eksik olmayan rüzgarı Datça’ya kendine has bir iklim vermiştir. Datça’da nem oranı neredeyse sıfırdır. Düşük nem oranı ve bol oksijeni antik çağda dahi dikkati çekmiş ve Strabon’a “Tanrılar uzun yaşamasını istedikleri insanları Datça Yarımadası’na bırakırlar” dedirtmiştir. Yine rivayete göre ortaçağda ülkelerine geri dönülmesi istenmeyen bir grup İspanyol yolcu gemilerle Sarıliman’a terk edilmişlerdir. Bu insanlar ise Datça’nın sağlık veren iklimi ile iyileşmişler ve Emecik köyünü kurmuşlardır. Kış mevsiminde dahi 12-14 derecede seyreden sıcaklığı ile Datça ılıman bir iklime sahiptir. Bu iklimi Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir şöyle betimlemiştir “Datça’da İklim tam insan boyundadır. Sıcağı da soğuğu da insan tahammül sınırlarını aşmaz. İklimi paltoyla, sobayla ya da yelpaze ile düzeltmeye gerek yoktur.”

Eski Datça

Emecik’ten sonra arazi doğuya göre daha yumuşak bir eğimle Gebekum Kumsalına doğru uzanır. Bu bölge yarımadadaki görece olarak en düz arazidir ve tarım yapılabilmesine izin vermektedir. Tüm bölge zeytin, incir ve badem ağaçları ile kaplıdır. Gebekum Kumsalı 7 kilometrelik uzunluğu ile Datça Yarımadasının en uzun kumsalıdır. Kumsalın sonlandığı noktada ise yarımada üzerindeki en eski yerleşim yeri olan Eski Knidos bulunmaktadır.

Datça merkezinin de bulunduğu bu gölgeden sonra batıya doğru tepeler yine ve daha da görkemli bir şekilde yükselir. Kademe kademe yükselen Bozdağ 1140 metreyi bulur. Bozdağ’ın güney yamacı kurak iken kuzey yamacı Türkiye’deki en yoğun ve el değmemiş maki örtüsü ile kaplı. Tepelerin denize daldığı Tekir burnunda ise Knidos kenti ziyaretçilerini bekliyor.

Datça’ya Ulaşım

Datça’ya ulaşım sadece kara ve deniz yolu ile mümkündür. Kara yolu ile ulaşım doğu komşusu Marmaris üzerindendir. 70 kilometre süren yol üzerinde düzenli otobüs ve dolmuş seferleri bulunmaktadır. Deniz ulaşımı ise Bodrum üzerindendir. Bodrum Datça arasında düşük sezonda günde iki yüksek sezonda ise günde 4 feribot seferi yapılmaktadır. Yaklaşık 2 saat süren feribot yolculuğunda bisikler, motosikler, otomobil ve karavan da alınmaktadır.

Havayolu ile ulaşım ise mümkün olmamakla beraber Dalaman havalimanından 1 Haziran – 15 Ekim tarihleri arasında günde 4-6 defa tarifesiz seferler ile karşılıklı seferler yapılmaktadır.

Datça’da Neler Yapılır

Datça konuklarının ziyaretlerini dolu dolu geçirebilmesi için çeşitli aktiviteler de sunuyor.

Datçanın mavi bayraklı plajlarda deniz keyfini yaşayın

Deniz suyu temizliği ve plajın kalitesinin göstergesi olan mavi bayrağa şehir merkezindeki Hastanealtı, Kumluk ve Taşlık plajları sahiptir. Halkın ücretsiz kullanımı için tahsis edilen şemsiyelere ek olarak 1TL karşılığı çalışan duşmatikler de mevcuttur. Engelli konukların da bu plajların tadını rahatça çıkarabilmesi için rampalar da mevcuttur. Yine bu plajların çevresindeki restoran ve barlarda açlığınızı ve susuzluğunuzu eşsiz manzaraya karşı giderebilirsiniz.

Tekne turları ve yat gezileri ile Datça’nın bakir koylarını keşfedin

Datça limanından kalkan tekne ve yatlar ile karadan sadece yaya ulaşımı olan ıssız koyları görebilir, buralarda yüzebilir, yemek yiyebilir ya da geceleyebilirsiniz. Datça müdavimlerine göre tekne ile bu ıssız koyları görmeden Datça’yı gördüm denmemeli. Tekne turları seçtiğiniz tura göre farklı rotaları kapsayabilse de neredeyse hepsi yarımadanın Akdeniz’e bakan yüzünü kapsıyor. Genelde öğle yemeğinin fiyata dahil olduğu bu turlarda, sıcak su, duş, tuvalet, şezlong, aperitif yiyecek ve içecekler de bulunuyor.

Sualtı dalış sporları ile Datça’ya bir de denizin altından bakın

Datça su üzerinde olduğu kadar su altında da eşsiz güzellikler sunuyor. Kirlenmemiş tertemiz sularda Datça’nın güzelliğini takdir edebileceğiniz gibi zıpkınla balık avcılığı da yapabilirsiniz. Dalış turları düzenleyen tekneler yine Datça limanından kalkıyor ve tecrübeli dalgıçlar eşliğinde dalışlar gerçekleşiyor.

Rüzgar sporları ile Datça’nın efsanevi rüzgarlarını ardınıza alın

Her ne kadar Alaçatı’nın adı çıkmış olsa da, özellikle öğleden sonra başlayan rüzgarlar ile, Datça da rüzgar sörfü ve tekneler için ideal bir ortam sunuyor. Profesyonel olmayıp öğrenmek isteyen konuklar ise Datça Belediyesi’nin rüzgar sörfü ve yelken kurslarına katılma şansına sahip.

Karya yolu ile antik Datça’nın izini sürün

Karya yolu ismini antik çağda bu bölgede yaşamış olan Karya uygarlığından almış olup, 800 kilometre ile Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotasıdır ve Akdeniz’den Ege’ye uzanmaktadır. Karya yolunun Datça bölümü Eski Datça’dan başlayıp batıda Knidos antik kentine ve yarımadanın en uç noktası olan Deveboynu deniz fenerine ulaşır. Knidos’u gezip Ege ve Yunan adalarının manzarasını zihne kazıdıktan sonra rota doğuda anakaraya dönmektedir. Yarımadanın neredeyse hiç yerleşim bulundurmayan kuzey şeridini takip eden yol yarımadanın en dar noktası olan, balıkların bir denizden diğer denize zıplayabileceğini ima edercesine isimlendirilmiş, Balıkaşıran’a vararak Datça dışına çıkar. Marmaris içinde kuzey doğu yönünde devam eden rota görebileceğiniz en objektif yollardan birisi olan okaliptüs ağaçları ile kaplı eski Muğla-Marmaris yolunu takip ederek Akyaka’da son bulur.

Datça İle İlgili Daha Fazla bilgi için
  1. Datça Belediyesi
  2. Datça Detay